Sağlıklı Sosyaller  

Diyetisyen Nil ŞAHİN GÜRHAN Sizler İçin Anlattı - Nil Diyet

Anasayfa > Makaleler > Diyetisyen Nil ŞAHİN GÜRHAN Sizler İçin Anlattı




Diyetisyen Nil ŞAHİN GÜRHAN Sizler İçin Anlattı

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZ İÇİN SAĞLIKLI BESLENİN 

Soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi hastalıklar bağışıklık sistemimizin daha duyarlı olduğu soğuk kış günlerinde bizi canımızdan bezdirebilir. Vücudumuzun hastalıklara karşı gösterdiği direnç bizi hastalıklardan koruduğu gibi, hastalıkların süresini ve şiddetini de azaltır. Vücudumuzun direncini ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmeliyiz.

Vücudumuza gizli ve sinsi bir düşman mikrop ulaştığında bağışıklık sistemimiz onu yok etmek için mücadele eder. Verilen mücadelenin başarılı olması için belirli silahlara ve stratejiye ihtiyaç vardır. Bu silahlar ve strateji; bağışıklık sistemi için gerekli olan besin öğeleri ve sağlıklı beslenmedir.

Daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak ve ateşsiz, öksürüksüz bir kış geçirmek için, soğuk algınlığına karşı sağlıklı beslenme stratejilerimiz:

Doğru kaynaklardan yeterli miktarda protein tüketin
Protein, bağışıklık sistemimizin işlevini yerine getirebilmesi için önemlidir. Çünkü protein yetersizliğinde vücudun hastalıklara olan duyarlılığı artar. Her gün yeterli miktarda protein tüketilmeli ve protein ihtiyacının yarısından fazlası hayvansal protein kaynakları olan etler, yumurta ve süt ürünlerinden karşılanabilir. Geri kalan kısmı ise tahıl ürünleri, kuru baklagiller, fındık, fıstık ve ceviz gibi yağlı tohumlar olarak bitkisel protein kaynaklarından karşılanabilir. 

Nükleotidlerden zengin beslenin
Bağışıklık sisteminin oluşturduğu yanıtın devam etmesinde rolü olan nükleotidler, et ürünlerinde, süt ürünlerinde, kuru baklagillerde, tahıllarda, sebze ve meyvelerde bulunur. Yeterli, dengeli ve sağlıklı bir beslenme programı yeterli miktarda nükleotidi almamızı sağlar.



Yağlar doğru tüketildiklerinde kötü değildirler
Yağ asitleri hücre zarlarının yapısında yer alır, bağışıklık sistemi için de oldukça önemlidir. Aşırı yağ tüketimi nasıl obeziteye neden oluyorsa, yetersiz yağ tüketimi de bağışıklık sisteminin yetersiz çalışmasına neden olabilir. Bağışıklık sisteminin düzgün çalışması aynı zamanda yağların dengeli tüketilmesiyle ilişkilidir. Özellikle omega-6 ve omega-3 yağ asitleri dengeli tüketilmelidir. Omega-6 yağ asitlerinden zengin olan ayçiçeği yağı ve mısır özü yağı gibi yağlar beslenmemizde yeterince yer alır, fakat genel beslenme tarzımızın omega-3 yağ asitlerinden zengin olduğu söylenemez. Bu dengeyi sağlayabilmek için haftada 2–3 defa ızgara, buğulama veya fırında pişirilmiş balık tüketmeye ve beslenme programımızın içerisinde fındık, fıstık, badem gibi yağlı tohumlara ve koyu yeşil yapraklı sebzelere yer vermeye özen göstermemiz gerekir.



A vitamini bağışıklık sistemi için gereklidir
A vitamininin sadece gözlerimizin keskin olmasında rol oynamaz. Çünkü A vitamini deri bütünlüğünü sağladığı için, bağışıklık sistemimiz için gereklidir. Günlük A vitamini gereksinmesinin düzenli karşılanması, deri bütünlüğünü koruyarak mikroplara ilk bariyeri oluşturmada ve enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında etkili olur. Balıklar ve süt ürünleri A vitamininin en zengin kaynaklarıdır. Sarı ve turuncu sebzeler ise A vitamini ön maddesi olan beta karotenden zengindir. Bu besinlerin beslenme düzenimizde yer alması A vitamini ihtiyacının doğal olarak karşılanmasında yeterli olur. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek adına doktor kontrolü olmadan A vitamini desteği kullanmanız doğru olmaz. Çünkü bu vitamin karaciğerde depolanır ve gereğinden fazla alımı sağlığı olumsuz etkileyebilir.



E vitaminini önemseyin
Bu vitamin, hücre zarlarına serbest radikallerin tutunmasını engelleyerek hücre yapısını korur. Ayrıca E vitamini yetersizliğinde bağışıklık hücreleri yeteri kadar etkinlik gösteremez. Sıvı yağlar ve fındık, fıstık ve ceviz gibi yağlı tohumlar E vitaminin iyi kaynaklarıdır. Salatalarınıza ekleyeceğiniz birer tatlı kaşığı zeytinyağı ve ara öğünlerde tüketeceğiniz 10–15 fındık veya badem ya da 3 adet ceviz günlük gereksiniminizi karşılamak da size yardımcı olur.



Folik asit kaynaklarını ihmal etmeyin
Bu vitaminin yetersizliğinde bağışıklık sisteminin etkili çalışamadığı yapılan birçok araştırma ile kanıtlandı. Bağışıklık sisteminizin aksamadan çalışması için haftada 2–3 kez kuru baklagil ve her gün koyu yeşil yapraklı sebze çeşitlerinden tüketmelisiniz.



Bağışıklık hücrelerinizi C vitamini ile besleyin
Vücutta C vitaminin en yoğun olarak yer aldığı hücrelerden bir kısmı da bağışıklık hücreleridir. C vitamini vücutta depolanamaz. Her gün yeterli C vitamini alarak bağışıklık hücreleri koruma altına almalıyız. Bilinenin aksine, C vitamini desteğinin hastalık başladıktan sonra olumlu bir etkisi yoktur. Bu nedenle asma yaprağı, kuşburnu, maydanoz, yeşilbiber, turunçgiller, kivi ve diğer sebze ve meyvelere beslenmemizde hasta olmadan hastalıktan korunmak için sürekli yer vermemiz gerekir.



Demir, bağışıklık sistemini demir gibi yapar
Enfeksiyonların dünya üzerindeki başlıca sebebi demir yetersizliğidir. Demir mineralinin yetersiz alınması bağışıklık sistemini güçsüz düşürür ve enfeksiyonlara olan duyarlılığı arttırır. Demirin zengin kaynakları olan etler beslenmede yeterli miktarda yer almalıdır. Demir zengini olan yumurta, kuru meyve, kuru baklagiller ve yeşil sebzelerin yanında C vitamini kaynağı tüketilmelidir. Böylece vücutta demirin kullanılabilirliği artar.

Her öğün dört ana besin grubundan olan et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, tahıl ürünleri, sebze-meyvelere yer vermek, yukarıda bahsedilen bağışıklık sistemi canlandırıcıları açısından beslenme programını dengeleyecektir.



Makaleler



Nil Diyet Bilgilendiriyor


Tatlandırıcı kullanmaya karar verdiyseniz özellikleri ve maksimum günlük miktar konusunda diyetisyeninizden bilgi alınız.




Nil Diyete Sor

Uzmanına Sor

 

Copyright © 2016 Tüm Hakları Saklıdır
Sosyal Medya
E-Bülten Üyeliği

Haberiniz Olsun



NilDiyet.com kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla içeriğini hazırlamaktadır. Sitede yer alan bilgiler uzman kontrolünün yerini tutamaz. Bu bilgiler şahsi tanı ve tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemelidir. Sitedeki kaynaklardan yola çıkarak ilaç tedavisine başlanmamalı ve tedavi değiştirilmemelidir. Bu sitede yer alan yazılar kaynak gösterilmeden, kısmen de olsa kullanılamaz.